Dijital Medya

Robotlar dünyayı ele mi geçirecek?

Written by Kamil Arlı

Davos’ta düzenlenen World Economic Forum (Dünya Ekonomik Forumu) zirvesi bu sene bambaşka bir konuyu gündeme getirdi. Hazırlanan bir rapora göre, 2020 yılında 5,1 milyon işi robotlar yapacak. Bu gelişme 4. endüstriyel devrimi de beraberinde getirecek. Kimi uzmanlar bunun işten çıkartmalara sebep olmayacağını, yeni istihdam alanları ortaya koyacağını söylüyor. Bir grup ise küresel işsizliğin patlayacağını ileri sürüyor. Dahası, robotlar hakkında kurulan komplo teorileri oldukça fazla. Robotların hayata bu kadar entegre olmasının kötü sonuçlar doğuracağı söyleniyor. Bu düşünceyi savunanlar arasında dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking de var. Hawking’e göre, yapay zekânın hızla gelişmesi gelecekte insanlığın sonunu getirebilir. Bill Gates, Elon Musk gibi isimler de yapay zekâ çalışmalarının bir süre sonra durdurulması gerektiği görüşünde. Kısa vadede bazı işlerde akıllı makineler insanların yerini alırken uzun vadede dünyayı ele geçirebilirler. ‘Matriks’ filminin gerçek olup olmayacağını zaman gösterecek. Fakat dünyanın şu anki hâline baktığımızda robotların yönettiği bir düzenin daha iyi olmayacağını kim bilebilir?

GOOGLE ROBOT DEVRİMİ YAPIYOR

Bilim adamları yapay zekâdan korkadursun, Google bu alana destek vermeye devam ediyor. Şirketin bünyesinde bulunan ‘DeepMind’ adlı firmanın en son tasarladığı yapay zekâ ‘AlphaGo’, Go oyununda profesyonel bir oyuncuyu yendi. Satranç, dama gibi oyunlar için yapay zekâlar geliştirilirken Go bunlardan çok daha zor. Sebebi ise bir oyunda evrendeki atom sayısının 10 bin 170 katı taş dizilimi olasılığı bulunması. Bu yüzden en iyi hamleyi hesaplayan algoritmalar tarafından çözülemiyordu. Google’ın yatırım yaptığı tek alan yapay zekâ değil. Geçen haftalarda şirketin satın aldığı firmalardan olan Boston Dynamics’in gösterime sunduğu Atlas bize teknolojinin ne kadar hızlı ilerleme kaydettiğini gösterdi. Yeni üretilen Atlas çeşitli zeminlerde dengesini kaybetmeden hareket edebiliyor, düşürülmesi durumunda kendi ayağa kalkabiliyor ve aldığı darbelere rağmen işini büyük kararlılıkla yapmaya devam ediyor. O kadar ki, yapılan çeşitli eziyetlerin sonunda robota acıyanlar, robotun karşılık vermesi gerektiğini düşünenler oldu. Atlas, Boston Dynamics’in ürettiği ilk robot değil. Daha önce Amerikan ordusu için ‘BigDog’, saatte 25 kilometre ile Usain Bolt’tan daha hızlı koşan ‘Cheetah’ gibi robotları üretmişti.

ÜÇ ROBOT YASASINI BİLMEYEN KALMASIN!  

Bir robot her ne için olursa olsun, insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.  Bir robot, birinci kurallarla çelişmediği sürece, insanlar tarafından verilen komutlara itaat etmek zorundadır.  Bir robot, kendi varlığını ve bütünlüğünü korumak zorundadır. Çünkü üretimi çok pahalıdır. Isaac Asimov, yazdığı bilim kurgu romanlarında ilk kez bu üç robot yasasını işledi. Romanlarında fantastik dünyalar kuran Asimov, bunu kendi ortaya koyduğu yasalar çerçevesinde yazdı. Gelecekte ise bu kurallar insanla robot arasındaki ahlaksal ve hukuksal ilişkinin temelini oluşturacak gibi görünüyor.

Böylesine geniş bir alanla savunma sanayiinin ilgilenmeyeceği düşünülemez tabii. Amerikan ordusuna çalışan Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), bu alanda çalışmalar yapıyor. DARPA, savaşlarda kullanılabilecek robotlar geliştirirken bir yandan da felaket ve acil durumlara karşı çalışmalarda bulunuyor.

JİBO FOTOĞRAF ÇEKİYOR, SİPARİŞ VERİYOR

Bunun yanında, insansı robot üzerine oldukça fazla çalışma yapılıyor. Mesela, her eve bir robot prensibiyle önümüzdeki günlerde satışa çıkacak başka bir robot var. Adı Jibo olan bu robot Dr. Cynthia Breazeal tarafından üretiliyor. Henüz satışa başlamamasına rağmen ön sipariş fiyatı 749 dolar olan Jibo, neredeyse yok satıyor. Talebin fazla olmasından dolayı da sahip olmak isteyenlerin bekleme listesine girmesi gerekiyor. Jibo, nesnelerin internetiyle fotoğraf çekip sipariş vererek ve komutları yerine getirerek akıllı asistan görevi görüyor. Aslında Jibo, alanında ilk değil. Daha önce Blue Frog Robotics, ‘Buddy’ isimli robotlarını piyasaya sundu. Bu robot da kişisel asistan olarak hizmet veriyor.

Softbank adlı şirket de insansı robot satışı yapıyor. Daha önce online satışa sunduğu NAO, birinci dakikasında bin adet satmıştı. Şirket daha sonra Pepper ve Romeo’yu üretti. Kişinin yüz ifadesinden duygularını anlayabilecek şekilde geliştirilen Pepper, kullanıcıyla konuşabiliyor, etkileşime geçerek etrafındakileri eğlendirebiliyor. Ofislere yönelik olacak yeni versiyon ise resepsiyonda ve müşteri iletişiminde kullanılacak. Hâliyle bu da ileride ofis çalışanlarının yerlerini robotların alacağı tezini güçlendiren gelişmelerden.

AMELİYATLARA ROBOTLAR GİRECEK

Bu sevimli görünen insansı robotların çok yakında evlerimize gireceği açık. Hayatımızı kolaylaştıracağı bir alan daha var ki belki hepsinden önemli. Sağlık alanındaki gelişmelerde teknolojinin kullanımı daha güvenli bir tedavi süreci sunuyor. Doktorlar ameliyatları yeni nesil robotlarla yapacak, böylelikle ameliyatlar daha az riskli ve daha güvenli olacak. Robotik cerrahi Türkiye ve dünyada kullanılmaya başlandı bile. Bunlardan Türkiye’de kullanılan robotik sistem ‘da Vinci’. Bu sistem Türkiye’de sadece 13 hastanede kullanılırken bu hastaneler de sadece İstanbul ve Ankara’da bulunuyor. Tabii teknolojinin tıp alanına etkisi sadece robotik cerrahi değil. Engellilere özel üretilen yapay organlar hayatı kolaylaştırma yönünde yardımcı. Protez olarak kullanılan uzuvların robotik teknoloji ile hareket edeceği ve daha kullanışlı hâle getirileceği çalışmalar yürütülüyor. Ayrıca son teknoloji 3D yazıcılarla hastanın yapısına göre özel yapay organlar üretilecek. Böylelikle teknolojinin insanlara daha kaliteli bir yaşam sunacağı kesin.

ENDÜSTRİYEL ROBOTLAR 4. SANAYİ DEVRİMİNİ TETİKLİYOR

Dünya Ekonomik Forumu’nda önümüzdeki dönemlerde görev alacağından bahsedilen robotlar, tabii ki en çok endüstriyel anlamda kullanılacak olanlar. Hâlihazırda birçok fabrika üretimde robot kullanıyor. Endüstriyel robotların bir vida sıkımından kutuları istiflemeye kadar birçok alanda kullanımı hem iş gücü ve zaman yönünden hem de maddi yönden kazanım sağlıyor. Yorulmadan 7/24 aynı tempo ve iş kalitesiyle çalışmalarından dolayı tercih ediliyorlar. Belli bir standartta üretimin önemli olduğu otomotiv, beyaz eşya gibi sektörlerde kullanımı ürün kalitesini de olumlu yönde etkiliyor. Gelişen robot teknolojisinin bu bağlamda 4. sanayi devrimini de beraberinde getirmesi bekleniyor. Endüstrinin ileri teknoloji ile donatılması anlamına gelen Endüstri 4.0’ın sancılı geçeceği belirtiliyor. Bu gelişmeler hemen hemen bütün sektörlerde ve endüstrilerde fırtına etkisi oluşturacak ve iş gücü-emek odaklı işletmelere büyük zarar verecek. İşsizliğin artmasına sebep olacağı düşünülen devrim, bilgisayara entegre olamayıp teknolojiye uyum sağlayamayan şirketlerin çökmeye mahkûm olacağını gösteriyor.

ROBOTLAR MESLEĞİMİZİ ELİMİZDEN ALACAK   

Taksici, şoför: Sürücüsüz araçlar çok yakında yollarda karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Bu da özel şoförler ve taksicilerin yakında tarihe karışabileceğini gösteriyor.
Öğretmen: Sanal öğretmenler ve internetten online derslerin de ortaya çıkmasıyla yakın bir zamanda alışageldiğimiz okul kavramı ortadan kalkacak. Yerine evde bilgisayar başında interaktif şekilde öğrenme metotları gelecek. Ayrıca öğrenmeyi ilgi çekici hâle getirmek için üretilen robotlar da olacak.
İşçi: Temizlik işçisinden fabrika işçisine kuvvet gerektiren bütün işlerde robotların çalışacağını söylemek mümkün. Yakında bir inşaatın yanından geçerken duvar ustası bir robot görürseniz şaşırmayın.
Satış elemanı: Büyük bir mağazaya girdiğinizde aradığınız ürünü bulmak epey zor olabiliyor. Satış elemanı olarak kullanılan robotlar mağazada müşteriye bu konuda yardımcı oluyorlar.
Garsonlar: Nasıl demeyin? Türkiye’de garson robotlar işbaşı yaptılar bile. Konya’da bir kafede Ada isimli robotlar çalışıyor. Sipariş alıp servis yapıyorlar. Hizmet kaliteleri nasıldır bilinmez ama ilgi çekici olduğu kesin.
Yönetici: Dünya Ekonomik Forumu raporuna göre, topun ağzında olan bir grup da yöneticiler. Gelişen teknolojiyle yöneticilerin sayısında da düşüş olacağı belirtiliyor.
Beyaz yakalılar: Bu tabire birçok ofis çalışanı giriyor. Önümüzdeki dönemlerde şirketlerin teknolojiye daha entegre olması ofis çalışanı sayısının azalacağını gösteriyor. Finansal hesaplamalardan dokümantasyona kadar pek çok işlemi bilgisayarların hatasız ve hızlı bir şekilde yapması şirket sahiplerini teknolojiye yönlendirecek.

Dünya Ekonomik Forumu’nun öngördüğü değişiklikler en çok beyaz yakalıları ve yönetici pozisyonundakileri etkileyecek. Yaklaşık 4,8 milyon yönetimsel işçi, robot devrimi ile işsiz kalacak. Üretim ve imalat sektörü de robot devrimi ile büyük darbe alacak. Geliştirilecek robotlar gerek ince işlerde gerek ağır ve zor işlerde insanların yerini alacak.

Gelişmiş ülkelerde 7 milyondan fazla kişinin işini kaybedebileceği söylenirken, bu kaybın yanında dengeleyici olarak 2,1 milyon yeni iş kolunun ortaya çıkacağı öngörülüyor. Bunların ağırlıklı olarak bilgisayar, matematik veya mimarlık-mühendislik alanlarında olacağı tahmin ediliyor. Raporda yeni teknolojik gelişmeler nedeniyle en çok sayıda insanın işini kaybedeceği sektörün ise sağlık hizmetleri olduğu belirtiliyor. Bunu enerji ve finans hizmetlerinin izleyeceği kaydedilirken en fazla iş imkânının oluşacağı sektörler ise iletişim teknolojileri, profesyonel hizmetler, medya ve eğlence… Bakım ve onarım işleri için de aynı şey geçerli. 3 boyutlu yazıcılar sayesinde birçok ürün çok daha hızlı ve kaliteli şekilde, istenildiği gibi tasarlanıp kullanılabilecek. İnşaat sektörü de bu yazıcıların gelişmesi ile nasibini alacak. Gelecekte inşaat vinçleri değil, inşaat ustası robotlar görmemiz mümkün. Günümüzde duvar ören, duvar boyayan robotlar giderek yaygınlaşıyor. Robot devriminden zarar görecekler arasında hukuk sektörü de yer alıyor. Bunun sebebi açıklanmazken online avukatlık, e-devlet gibi platformların gelişmesinin buna neden olacağı tahmin ediliyor.
4. SANAYİ DEVRİMİ NEDİR? 

Endüstri 4.0 olarak da bilinen bu yeni endüstri, sanayinin ileri teknoloji ile donatılması anlamına geliyor. İlk sanayi devrimi su ve buhar gücü ile üretim mekanizmasının üzerine kuruluydu. Onu ikinci sanayi devrimi olan elektrik enerjisi izledi. Daha sonrasında ise üçüncü sanayi devrimi olan dijital devrim gerçekleşerek elektronik kullanımı arttı. Diğer sanayi devrimlerinde olduğu gibi bu büyük değişiklik birçok kişinin işsiz kalma tehlikesini de beraberinde getiriyor.

İş kaybı yükü kadınlara (yüzde 48) ve erkeklere (yüzde 52) eşit dağılacak. Fakat iş gücü piyasasında erkeklerin payı daha fazla olduğundan bu eşit oranlar iş alanında cinsiyete dayalı farkı artıracak. Yeni teknolojilerin iş imkânı oluşturacağı alanda kadınlar yerine erkeklerin çalışma ihtimali daha fazla olacak.

TÜRKİYE’DE DURUM

Türkiye, robotik teknolojiyi en çok otomotiv sanayii ve yan sanayide kullanıyor. Bu alanda gelişme sağlanabilmesi için ise devlet desteği şart. TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEP) ve üniversitelerin teknokentleri ise maddi destek konusunda yetersiz kalıyor. Çünkü robotik teknoloji oldukça masraflı bir alan. Robot teknolojisi üzerine çalışan şirketlerden biri olan Gelecek Robotik’in prototip aşamasında robotik kolu bulunuyor. Robotik kolun üreticisi Mehmet Ünlüer, yatırımcı aradıklarını söylüyor. Ünlüer, Türkiye’deki şirketler için yurtdışından ithal robot almanın daha avantajlı olduğunu ifade ederek sebebini şöyle açıklıyor: “Ürün denenmiş oluyor. Şirketler yurtiçinden alıp deneme tahtası biz olmayalım şeklinde düşünüyor.” Ön yatırım için gereken meblağ en az birkaç milyon olduğu için Türkiye’de bu rakamlarda yatırım yapacak firma sayısının çok fazla olmadığını sözlerine ekleyen Ünlüer, sponsor bulmanın zorluğunun buradan kaynakladığını dile getiriyor. Son zamanlarda teşviklerin arttığını fakat robot teknolojisinde maliyetin fazla olduğunu söyleyen Ünlüer, “Yatırıma kimse para harcamıyor. Devlet teşvikleri de belli oranlarda olduğu için 2-3 milyon lira teşvik alsanız cebinizden 700-800 bin lira para harcamanız gerekiyor. Cebinizde o kadar paranızın olması gerekiyor ki aldığınız teşvikle işleri yürütmeye devam edin. Bu da o kadar basit değil. Robot projelerinin ön yatırımı daha yüksek.” diyor.

Acrome Kurucu Genel Müdürü Başar Şahinbeyoğlu da üç sene önce robotik kol üzerine çalışmaya başlamış. İTÜ Teknokent’ten destek alarak devam eden şirket, daha sonrasında finansal sebeplerle prototip aşamasındayken bir süre ara vermiş. Ardından başka projelerde çalışarak robotik kolu finanse eden şirket kolu geliştirmeye devam etmiş. Daha üç sene olmadan ürün imalatını tamamladıklarını ifade eden Şahinbeyoğlu, birkaç ay içinde üretime başlayacaklarını belirtiyor: “Türkiye’deki ekonomik atmosfer her zaman çok uygun değil. Çünkü robotik sistemde altyapı maliyetleri çok yüksek. Bu maliyetleri karşılamak çok kolay değil. Daha uzun vadeli destekler gerekiyor. Türkiye’deki temel problem bu. Biz bunun farkına varıp birinci yılda elde ettiğimiz prototipten sonra başka ürünler çıkardık yine robotik anlamda. Böylelikle kendimizi finanse edip ayakta kalmayı başardık. KOSGEB Endüstriyel Uygulama Desteği ile üretim yapar hâle gelmek üzereyiz.”

Dünya Ekonomik Forumu’nda Türkiye ile ilgili de değerlendirmeler bulunuyor. Türkiye’de iş alanında ağırlıklı olarak çiftçilik, balıkçılık ve ormancılık yapılırken; ikinci olarak ulaşım ve taşımacılık yapılıyor. Rapora göre aralarında Türkiye’nin de bulunduğu beş ülkede iş alanları genişlerken dünyanın geri kalanında iş alanında küçülme yaşanacağı belirtiliyor. Fakat yine rapora göre oluşacak yeni iş alanlarında yeterince kalifiye eleman bulunmaması işverenlerin nitelikli çalışan bulma konusunda zorlanacağını ortaya koyuyor.

Tabii gelişen teknoloji bütün bilim dallarını birbirine bağlıyor. Robotik teknolojiden bahsettiğimiz zaman işin içine otonom (sürücüsüz) araçlar, 3D yazıcılar, nanoteknoloji, yapay zekâ gibi konular da giriyor. Bu alanların gelişimi birbirine bağlı. Şöyle ki: Önümüzdeki dönemlerde karşımıza çıkacak bir robottan bahsettiğimiz zaman bunu yapay zekâyı hesaba katmadan düşünemeyiz. Gelişmeler bu hızla devam ederken nelerle karşılaşacağımızı elbette ki zaman gösterecek.

Not: Bu yazı henüz robotlar dünyayı ele geçirmeden önce yazılmıştır.

Kaynak: Sarra Atay Arlı

About the author

Kamil Arlı

Dijital Medya Danışmanı

Leave a Comment